Çocuklarda Korku

En doğal duygularımızdan biridir korku. Peki bunu böyle kabul edebiliyor muyuz? Yoksa korkmaktan korkuyor muyuz? Ya da çocuğumuz korkunca bize de “ne yapıcam ben şimdi?” korkuları mı basıyor? Çocuklarda korku tam olarak ne zaman başlar? Neden olur? Neler yapmak gerekir? Gelin birlikte hepsini inceleyelim.

Çocuklarda Korku Ne Zaman Başlar?

Korkular bebeklerde 6.aydan sonra ayrılık kaygısı ile kendini gösterir ancak en yoğun korkular 2,5 -3,5 yaş civarı gelişmeye başlar.

Çocuklarda Korkunun Nedenleri

Korkuların nedeni oldukça fazla ve derin bir konudur. Yenidoğan döneminden kalma travmalarla ya da karşılanmayan ihtiyaçlarla ilişkili olabileceği gibi , tamamen gelişimsel ve dönemsel korkular da olabilir.

Bir de tecrübeyle edinilmiş korkular vardır, örneğin : köpek ısırması gibi. Bir hayvan tarafından zarara uğramış çocuk şüphesiz ki ona karşı korku geliştirecektir.

Yine her konuda olduğu gibi bu konuda da çocukların modelleme yapması çok olasıdır. Yani anne ya da babanın fareden korktuğunu gören çocuk, daha sonra aynı şekilde fareden ya da başka hayvanlardan korkabilir. Bunlara ek olarak koşullu korkular da gelişebilir. Yani herhangi bir aktivite halindeyken başka bir korku unsurunun meydana gelmesi ile çocuk o andaki aktivitesini ilişkilendirebilir. Örneğin; bebeklerini havuzda yüzdüren bir çocuk o an yüksek bir ses duyup korktuğunda bunu , o oyunla bağdaştırıp sonrasında bidaha o oyunu oynamak istemeyebilir, bebeklerini suya sokmak istemeyebilir , hatta su oyunlarına karşı koyabilir.

Gelişen hayal gücüyle birlikte korkularda da aynı oranda artış olur. Hayaletler, kapı arkasında asılı duran pantolonu bir insana ya da bir canavara benzetmek gibi .. Canavar demişken , bu kısım sembolik korkular kısmında da karşımıza çıkabilir. Aslında ayırt etmek biraz zordur. Yani çocuk bir çizgi filmde gördüğü canavardan da korkmuş olabilir , kendisine kötü davranmış, bağırmış olan bir ebeveynine karşı yaşadığı hissi sembolikleştirmiş de olabilir. Tabi ki hepimiz her an sevecen ebeveynler olmayabiliriz bu çok doğaldır. Hatta çocuğumuzun bu tarz hüsranlar yaşaması da hayatın olağan bir sürecidir. Aşırı olmadığı müddetçe kendimizi en ufak bir olayda suçlamamıza gerek yoktur. Her zaman okuruz; insanın iyi yanları olduğu kadar kötü yanları da vardır . İyi-kötü hepimizin içindedir. Canavarlar , cadılar gibi kavramlar belki de bu kötü yanlarımızı temsil ediyordur ..Masallarda bu karakterler bazı çocuklar için çok ilgi çekici olabilir, belki de bir nedeni bundandır.

Çocuklar Nelerden Korkar?

2,5 – 3 yaş ile birlikte bazen ebeveynlere saçma ya da gülünç gelebilecek birçok korku gelişir. Tuvalet giderlerinden dahi korkabilmeleri bunun en basit örneğidir.

En sık rastlanılan korkular; anneden ayrılık (ayrılık kaygısı), yalnız kalma, ölüm korkusu, yüksek ya da ani sesler, tıkırtılar, ezan sesi,  yağmur sesi, gök gürültüsü, karanlık, canavar, cadı, hayalet, kötü görünen çizgi film karakterleri, bazı hayvanlar…vs gibi korkulardır.

Ayrılık Kaygısı

Ayrılık kaygısı her çocuk yaşar, kimi çocukta daha belirgin ve şiddetli kimisinde ise daha  yumuşak geçişlidir.. Ayrılık kaygısı 2,5 yaşa kadar normal kabul edilir ancak bu yaştan sonra da devam ediyorsa normalliğini belirlemek için yine çocuk özelinde değerlendirme yapmak gerekir. Bazen çok fazla birlikte olmak bile ayrılık kaygısına zemin hazırlar.   “Bu çocuk hiç peşimi bırakmıyor, tuvalete bile gidemiyorum, hiçbirşey yapamıyorum” sitemlerimizin baş gösterdiği uzunca bitmek bilmeyen bir süreçtir aslında 🙂 Kimisinde de bizim payımız vardır,  iç içe yaşamak bir yana bazen de ayrılacağımız zaman çocuğa yeterince güven ortamı oluşturamıyor olabiliriz. Gideceğimiz yeri söylemeden çıkmak, bazen “aman beni görmesin, ben şurdan yavaş yavaş gideyim” mantığı ile olan kaçışlar, yanlış verilmiş uyku eğitimleri, uyku eğitimi ismi altında saatlerce ağlatarak uyutma çocukta ayrılık kaygısını tetikler.Uyku eğitimi yazımı inceleyebilirsiniz. Kimi zamanda anne ile ya da bakım veren kişi ile  çocuğun mecburi herhangi bir durumdan ötürü uzun bir süre ayrı kalması çocukta ayrılık kaygısına neden olur. Araştırmalar , bebeklik döneminde ayrılık kaygısını yoğun yaşamış olan bir çocuğun okul öncesi dönemde daha yoğun korkuları olduğunu göstermiş.

Çocuklarda Korku Oluştuğunda Nasıl Davranmalıyız?

Öncelikle şunu söylemeliyim ki ben de dahil hepimizin ağzına pelesenk olmuş olan “ Korkacak bir şey yok” cümlesi çocukların hiç bir işine yaramaz. Hatta duygularını görmezden geldiğimizi düşünürler. Korkan çocukla alay etmek, gülmek, korkusunun daha da üstüne gitmek asla işe yaramaz. Denizden korkan bir çocuğu zorla denize sokmak çocuğun suya karşı olan korkusunu daha da arttıracaktır. Fakat kendisi için tehlike oluşturmayacak bir şeyden korkuyorsa , sırf korktu diye de hemen o ortamı terk etmek gerekmez. Yani evet denizden korkuyorsa zorla denize sokmayın ama plaja gitmekten de kaçınmayın..

Burada diğer bir konu gelişim dönemindeki çocukların korkularının bir travma olarak kalacağını düşünmemeli ve bu düşünce ile dolarak kaygılı tavırlar sergilememeliyiz. Çünkü bir çok korku okul öncesi olan gelişimsel korkulardır.

Çocuğunuzun korkularını kabul etmeniz , hatta onların sizinle korkularını paylaşacak kadar güven yaratmanız ilk yapacağınız şey olsun. Korkusuyla alay edilen çocuk size korkusunu belli etmemeye çalışırken çok daha kaygılı bir hale gelebilir. Onu anladığınızı belirtmeniz , duygularını yansıtmanız burada kilit nokta.

Çocuklarla Korkuyu Yenmek için Neler Yapabiliriz?

Stresi Boşaltmak

Çocuk korktuğu zaman eğer titreme ya da ağlama ihtiyacı hissediyorsa asla engellenmemelidir. Gerilim boşaltma bu noktada oldukça önem taşır. Yine bu ağlama esnasında onları teselli ederken anladığımızı belirtmeli, korkma bişey yok tarzında konuşmamaya özen göstermeliyiz. Biliyorum otomatik olarak ağzımızdan çıkıyor ama çıksa da hemen toparlamalıyız . Çocuk ağlamaya çekiniyorsa onu teşvik edebiliriz, bizim yanımızda rahat olmalı. Korku oluştuktan hemen sonra ağlayarak gerilimini boşaltan çocuk rahatlar.

Ağlamak dışında yapabileceğimiz en güzel şey gülmektir. Aslında hem yetişkin hem çocuklar için stres boşaltmada gülmenin yeri oldukça mühimdir. Çocuğumuz bir korku yaşadığında onunla korkular hakkında konuşmaktan da çekinmemeliyiz. Hep zannedilir ki çocukla korku hakkında konuşursak korkusu çoğalır.. Aslında bilinenin aksine konuştukça azalır . Örneğin ; en sık korkulan canavar öğesini ele alalım. Burada çocuğa doğru bilgiyi vermek önemli, yani canavarın gerçekte var olmadığını anlatarak başlayabiliriz. “Korkacak bir şey yok” demeden, canavarın gerçekte var olmadığını söyledikten sonra esprili bir dille “eğer gelirse ona canavar kaçıran sprey sıkarız” deyip tepkisini kontrol edebiliriz. İlgisini çektiyse ya da gülüyorsa işler yolunda demektir. Bu örneği hayal gücünüze göre geliştirebilirsiniz. Önemli olan birlikte gülmek!

Oyundan Faydalanmak

Korkuları oyunla yenmek de güzel bir seçenektir, hatta çoğu çocuk korkuları yenmek için aktif bir rol sergiler. Örneğin; benim kızım (3,5 yaş) yüksek ve ani seslerden çok korkuyor. Bazen birlikte oyun oynadığımızda,  bana bir bebek veriyor ve diyor ki “şimdi bu bebek uyumaya çalışsın, ben de komşu olayım ve evi süpüreyim, bebek korksun , sen de ona güzel güzel anlat o sesin ne olduğunu”.. Aslında burada hergün yaşadığımız şeyi oyuna döküyor. Ben burda bebeği oynatırken ve konuştururken korkusunu biraz daha abartarak oynatıyorum ve kızımı güldürüyorum, bakıyorum ki o da kahkahalarla gülüyor. İşte bu da konuyla ilgili onun stres boşaltmasını sağlıyor. Bunu defalarca tekrarlamanız bile gerekse yapmaktan kaçınmayın. Bir süre sonra çok işe yaradığını göreceksiniz.

Oyuncu olmak her alanda işe yarar. Yine kızımla kendi yaşadığım bir örneği vereceğim. Geçen sene kızım ezan sesinden çok korkuyordu. Hatta ne zaman yatmaya götürsem Hoca dede burda mı diyordu. Bu durum beni çok rahatsız etmeye başlamıştı. Ona önce Hoca dedenin dua okuyup eve gittiğini kısaca anlattım, bize zararı olmadığını… Hergün her soruşunda anlattım. Seni anlıyorum küçükken ben de korkardım sonra annem bana ne olduğunu anlattı ve ben de alıştım dedim. Sonra aklıma daha başka bir yol geldi. Hoca dedeyle ilgili kısa bir beste yapmaya karar verdim, var olan bir şarkıya sözleri değiştirip de yapabilirsiniz bunu. Sözler şöyleydi ; “ Hoca dede, hoca dede, akşam duası okuyor hoca dede, biz artık korkmuyoruz hoca dededen, hep dinlemek istiyoruz hoca dedeyi” . Ben bunu mırıldanınca kızımın çok ilgisini çekti, elimize bir iki barbie de alıp dans etmeye başladık. Birkaç gün sonra kızım ezan sesinden hiç korkmamaya  başladı.

 

Net Bilgiler Vermek

Çocuklar için Dünya henüz bilinmez bir yer. Her şeyi anlamlandırmaya çalıştıkları bir dönemdeler. Size korkularını söyleyebildikleri zaman onlara doğru bilgiler vermeye çalışın. Örneğin; korkusu hayvanlarla ilgili ise hangi hayvanların zararlı olmadığını hangi hayvanların olabileceğini, doğa olaylarını, gök gürültüsü, fırtına vs nedenlerini , kısa ve net bilgilerle ona söyleyin. Örneğin; kızım gök gürültüsü sesinden “bulutlar çarpışıp yağmur yağdırıyor” dediğimden beri aynı şekilde ürkmüyor.

Aniden komşudan gelen bir sesten korkan çocuğa sesin kaynağını açıkça net bir şekilde anlatmak gerek. Bir bilinmez olarak bırakmadığınızda çocuk oldukça rahatlar.

Ölüm korkusu yaşayan bir çocuğa net bir ifade ile ölümü anlatmak gerekir. Uyku ile asla bağdaştırılmamalıdır aksi halde çocuğun uykuya karşı da bir korku geliştirmesine sebep olunabilir. Kişinin hayat süresi dolmuş olarak söyleyebiliriz. Sizin ya da kendi süresinin ne kadar olduğunu sorabilir , bunda da bilmiyorum ama çok uzunn zamanımız var onu biliyorum diyebilirsiniz. Yakınını kaybeden bir çocuk öldükten sonra nereye gideceğini sorabilir, ona da cennete güzel biryere diye yanıt verebilirsiniz. Bunlar kısa ve net olmalı. Bizi şuradan görecek, buradan izleyecek gibi şeyler söylemek çocuğa başka korkular yaşatır bu nedenle bunlar yerine “onu güzel anılarıyla anacağız” denebilir. Çocuğa ölümle ilgili ne siz ne başkası herhangi mistik şeyler anlatmamalıdır.

Yaş Aralığına Göre Konuşma Yapmak

Çocuklarla korkuyu konuşmaktan çekinmemeliyiz ancak 3 yaşında bir çocuğa da anlayamayacağı kadar cümle kurup, derin açıklamalarda bulunmak çocuğun kafasını karıştırır. Bu nedenle olabildiğince kısa ve net bilgiler vermek , dili sadeleştirme önemlidir.
Örneğin; Korktuğu yüksek bir ses ise “ evet seni anlıyorum, küçük çocuklar bazen böyle seslerden korkar, ama bak bu ses …….. dır, zarar vermez, küçük çocuklar alışıyor bir süre sonra bu seslere diyerek onu sakinleştirmeye çalışabiliriz. Yaş büyüdükçe detaylı anlatırız.

Korkular Geçer mi?

Okul öncesi dönemde oluşan çoğu korku kendiliğinden geçer. Bir uzman desteği almak çoğu zaman gerekmez. Ancak yaş büyümesine rağmen çocuğun korkuları geçmiyor hatta bu korkular çocuğun ,günlük yaşamını sürdürmede kısıtlayıcı bir rol oynuyorsa mutlaka yardım almak gerekir.

 

Eğlenmenin ve Gülmenin Çocuklar için Terapötik Etkisi (Bir Şarkı Hikayesi)

Bunu size bir çocuk şarkısı örneği ile vermek istedim. Bir kitapta okumuştum, hepimizin bildiği çocuk şarkılarından biridir. “Ring around the rosie” (Güllerin etrafı halka) şarkısı.

Bu şarkının Ortaçağ’da Londra’da yaşanan “hıyarcıklı veba salgını” sonrası yazıldığına dair pek çok iddia vardır. Vebanın belirtilerinde ciltte kızarma, hapşırma, olduğu için şarkı sözlerinde bunlara atıfta bulunulur. Veba salgınını atlatan çocuklar yüzlerce insanın ölümüne tanık olmuştur.

Şarkıda müziğin iyileştirici gücünden de yararlanarak çocuklarda gülme eylemi tetiklenip gerilim boşaltmaları sağlanır. Amaç ölüm korkuları ile başa çıkmaktır. Şarkı sözleri şu şekilde;

Güllerin etrafında halka
Cebim dolu tomurcukla
Hapşu Hapşu
Hepimiz yere düştük!

Dizede vebanın belirtileri , hapşurma ve son dizede yere düşmenin ölümü temsil ettiği söylenir.

Bugün dahi hastalıktan ya da veba salgınından haberi olmayan çocuklar bu şarkıda çok eğlenir, şarkının sonunda herkes yere düşünce kahkahalarla gülerler. Gülmek çocukların korkularıyla başa çıkmasına kesinlikle fayda sağlar.

Bilinenin aksine , korkuları yok saymadan, görmezden gelmeden , onlarla başa çıkma yöntemlerine başvurmak, araştırmak, okumak , öğrenmek en iyisidir. Çocukla ağlayın, gülün, eğlenin ve konuşun, sonuçlarını alacaksınız .

Unutmayın, korkular hayatımız boyunca olacak, gülmek, ağlamak kadar doğal olan bir duygu. Günlük yaşamamızı kısıtlamadığı zaman korkuya bir sorun olarak bakmamak gerek. Korkmaktan korkmayalım!

 

 

Yazar Hakkında
Toplam 32 yazı
Annelik Masalı
Annelik Masalı
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara