2 Yaş Sendromu

Anne olmadan önce çevremizdeki annelerden en sık duyduğumuz şeylerden biri 2 yaş sendromu. Nedir bu 2 yaş sendromu? Aslında çocuğunuzun benlik algısının gelişmeye başladığı ve özerklik kazanmaya çalıştığı yaşların başlangıcıdır. 18. ay civarı bu sendromun ayak sesleri duyulur ve 3,5 yaşa kadar devam edebilir.

Özellikle yürümeye başlayan çocuğunuz kendi başına da bir şeyleri yapabildiğinin farkına varır , büyüdükçe ve yapabildiklerinin farkına daha da vardıkça kendini gösterme, ayrı bir birey olduğunu anlama ve özerkleşme yolunda ilerlerken ebeveynlerle inatlaşarak kendini ispatlama çabası üst seviyeye ulaşır. Bu süreç zarfında sizin de sabrınızın taştığı ve psikolojiniz bozulduğu anlar olabilir.

Çocuğumuz bir yandan farklı bir birey olduğunu ve bazı şeyleri kendi başına da yapabileceğini fark ederken, bir yandan da anne ve babasına bir çok konuda hala ihtiyacı olduğunu da görür ve bu başkaldırış ile ihtiyacı olma duyguları arasında gidip gelir. Hal böyle olunca da onun da iç dünyasında türlü çatışmalar olması çok normaldir. Tek yapmamız gereken sürecin farkına varmak ve bilgi sahibi olmaktır. Bilgi sahibi olduktan sonra kendimizi yıpratmadan daha kolay sabır gösterebileceğinize eminim. Hatta bu satırları okuduktan sonra bebeğiniz açısından hayata bakıp, o küçücük bedeniyle neleri başarmaya çalışıyor olduğunu görünce içiniz yumuşayacak 🙂

Aslında başladığını farketmeniz zor değildir bu sürecin ancak belirtilerine beraber bakalım ki siz de çocuğuma ne oluyor endişesinden kurtulun 🙂

2 Yaş Sendromu Belirtileri

  • Aşırı inatçılık
  • Huysuzluk
  • Ağlama krizleri
  • Sürekli öfkeli haller
  • Eşyaları, oyuncakları yere atma, savurma
  • Anneye, babaya vurma
  • Annenin  ya da kendisinin saçlarını çekmek
  • Kendini yerlere atıp tepinmek
  • Herşeye “Hayır” demek

Belirtiler pek de iç açıcı değil biliyorum ama eğer 2 yaş sendromu sürecinin başladığını ve o sürecin içinde olduğunu farkederseniz , bunun bilincinde davranırsanız yükünüz biraz daha hafifleyebilir. Her zaman söylediğim gibi , hepimiz insanız ve kötü günlerimiz olabilir , önemli olan öfkeyi yönetip bu süreci en az hasarla atlatmak..

2 Yaş Sendromuyla Başa Çıkmanın Yolları

Başa çıkmanın yollarını başlıklar altında yazacağım fakat size tavsiyem sadece başlıkları okuyup geçmeyin, başlığın altındaki bilgileri de mutlaka okuyun, çünkü asıl detay onlarda saklı. Madde madde neler yapabileceğinize bakalım ;

Sürecin Farkında Olun

  • İlk kural bu sürecin farkına varıp, çocuğunuzun bu davranışları neden sergiliyor olduğunu bilmeniz. Yani süreç ve nedenleri hakkında bilgi sahibi olduğunuz zaman, çocuğunuz tutarsız bir davranışta bulunduğunda, hırçınlaştığında ya da ağlama krizine girdiğinde daha bilinçli yaklaşıp , bilginin size verdiği güce dayanarak sabredebilirsiniz =)

“Hayır” ‘ın Alternatifi Olsun

  • Çocuğunuzun özerklik gösterilerini engellememeniz en doğrusudur. Biliyorum ki biz anneler gün içinde bir çok şeyin çocuğumuza zarar vereceğini düşünerek “Hayır” diyoruz. Fakat devamını getirmiyoruz. “Hayır” ama Ne ? Yani demek istediğim örneğin; çocuğunuz ona zarar verecek sivri uçlu ya da keskin bir şeyi eline aldı, siz gördünüz ve panikle hayır dediniz , çocuğunuz oynayacağım diye inat ediyor ve siz sadece “Hayır” diyorsunuz. Bu şekilde çözüme ulaşamıyor sadece kriz yaratıyorsunuz.Oysaki çocuğunuzun elinden alıp , “hayır bu sana zarar verebilir , onun yerine bunu alalım” deyip başka zararsız bir alternatif sunarsanız, krizi çözmeniz kolaylaşabilir. Her zaman alternatif sunup ilgisini çekmeye çalışın. Eğer sabrınız buna yetmiyorsa derin nefesler alıp bu sürecin onun gelişimi için çok önemli olduğunu düşünün.

Öfke veya Ağlama Krizi Anında Sakinliğinizi Koruyun / Koruyamıyorsanız Destek Alın

  • Biz annelerin yaptığı en büyük hata, bebeğimiz ağladığında onu biran önce susturmaya çalışmaktır. Halbuki dillendiremediği bir duygusuyla başetme yöntemidir bu isyan. Sizin bu noktada sakin kalıp bir süre onun ağlama hızının azalmasını beklemek, “seni anlıyorum ” demek , “yanındayım” demek çok önemli. Sonrasında ise kafasını oyalamak ve ilgisini seveceği bir şeye doğru çekmeye çalışmalısınız.
  • Eğer öfkenizi kontrol edemiyorsanız bunu çocuğunuza yansıtmadan önce eğer çevrenizde çocuğunuzla ilgilenebilecek yakınlarınız ya da babası varsa, onlardan birine bir süreliğine bırakıp farklı bir alana kaçın ve derin nefes alın. Belki bir kahve molası da iyi gelebilir. Diyorsunuz ki çocuk orda tepiniyor nasıl gideyim , evet duyar gibiyim =) Ama inanın  başka bir yere kaçmak , öfkeyi kontrol edemez halinizle çocuğunuzun yanında kalmaktan çok daha iyidir.  Eğer o an kimse yoksa 2-3 dakikalığına çocuğunuzu güvenli bir yere bırakın (Mama sandalyesi ..vs gibi) mutfağa gidip bir su için ve sakinleşin. Unutmayın bazen 2 dakika bile sizin öfke patlamanıza çare olabilir.
  • Ayrıca eğer öfke kontrolü probleminiz şiddetliyse ve bilmek , öğrenmek , hiçbir şey sizi rahatlatmıyorsa , her seferinde çocuğunuza bağırıp öfke saçıyorsanız mutlaka bir uzman yardımı almalısınız.

Çocuğunuzun Öfkesini Engellemeyin ve Duyguları Anlamlandırın

  • 2 yaşına gelmiş çocukların bazıları konuşmaya başlamışken, bazı çocuklar  ise sadece bir kaç kelime söylüyor olabilir. Konuşamayan çocuğunuz dile gelmekte zorlandığı için bunun yarattığı öfke ile de bağırabilir. Onun bu duygularını anlamalı ve onun duygularını bastırmaya çalışmamalısınız. Çocuğunuz sizi anlıyor, onunla konuşup sizin de onu anladığınızı göstermeli ve her zaman yanında olduğunuzu belirtmelisiniz. Onun öfkesini bastırmaya çalıştığınızda bunun geri dönüşü, ısırma, saç çekme , tepinme gibi hareketler olacağından , çocuğunuz konuşsa da konuşmasa da onun öfkesini engellemeyin, ona alan tanıyın.
  • Çocuğunuzun henüz duygularını tam olarak anlamıyor ve kontrol edemiyor . Bu nedenle duygularla ilgili olan oyunlardan yararlanabilir, ona duyguları öğretebilirsiniz. Örneğin; en basiti onunla çöp adam çizip mutlu olanı , mutsuz olanı, endişeli, korkmuş olanı hikayeleştirip ona anlatabilirsiniz, ya da oyun esnasında duygular ile ilgili oyun oynayıp bir hikaye kurup ona sebep sonuç ilişkisini gösterebilirsiniz.
  • Çocuğunuz daha duygularını anlamlandıramadığı için tam olarak ne istediğini de bilmiyor olabilir. Örneğin; o gün çocuğunuzun bazı duygusal ihtiyaçlarını karşılayamadınız ve belki de farkında değilsiniz, çocuğunuz teklif ettiğiniz her oyuna itiraz ediyor, her alternatifte bir sorun bulup ağlanıyor olabilir. Siz de o sıra onu şımarık diye isimlendiriyor olabilirsiniz.Halbuki yaşadığı bir duygusal boşluk var ve çocuğunuz da o sıra yaşadığı endişeyi isimlendiremiyor dolayısıyla size inat yaparak ya da sürekli talepkar olarak bunu gösteriyor. Burada siz de sinirlenip ona çıkıştığınızda çözümsüz bir kriz anına doğru ilerliyorsunuz. Fakat onun yanında durup ona tüm sevginizle sarılırsanız, oyunun içinde olduğunuzu hissettirirseniz ve o inatlaşma anında “Seni anlıyorum, senin yanındayım” mesajı verirseniz bu sağlıklı iletişim kurmanız için faydalı olacaktır.

         Ya da çocuğunuz acıktığında ve uykusu geldiği için de huysuz olabilir,  burada yaşadığı huzursuzluğu da tarif edemiyor      olabilir. Bunun sonucu olarak devamlı ağlayan çocuğunuza anlayış göstermeyip bağırdığınızda iletişimi zedelemiş oluyorsunuz. Bunun yerine gün içinde çocuğunuzu gözlemleyip, uyku ve yemek saatlerine göz attığınızda aslında sorunun basit bir şey de olabileceğini görmüş olursunuz.

Enerji Atması İçin Alan Yaratın

  • Çocuğunuzun enerjisini atabileceği oyunlar yaratın. Zıplama oyunu, dans etme, yakalama oyunu, topu kim yakalayacak oyunları gibi oyunlar enerjisini atmakta oldukça yardımcı olacaktır. Dışarı çıkma imkanınız varsa dışarı çıkmak da çocuğunuza iyi gelecektir. Eğer eviniz yeterince büyükse trambolin de oldukça iyi bir enerji atıcıdır.

Çocuğunuzu Etiketlemeyin

  • Bu dönemde çocuğunuzu kesinlikle “İyi yetiştirilmedi, kötü davranışlı, huysuz, inatçı, şımarık, kaprisli..vb” tanımlamalarla etiketlemeyin, kimsenin de etiketlemesine izin vermeyin. Çocuğunuz bundan da etkilenecektir. Onun kalıcı olmayan bir dönemden geçiyor olduğunu aklınızdan çıkarmayın.

Kaliteli Zaman Geçirin

  • Kaliteli zamandan kastım, sürekli eğitici ve öğretici aktiviteler yapmanız değil. Bu yanlış anlaşılmasın. Kaliteli zaman dediğiniz şey aslında tamamen çocuğunuza ayıracağınız aklınızın sadece çocuğunuzla oynadığınız oyunda, okuduğunuz kitapta olması, yani tamamen ona odaklı geçirdiğiniz zamandır. Bir yandan yan gözle telefona baktığınız, aklınızın sürekli başka yerlerde olduğu aktivitelerde çocuğunuz bir süre sonra sıkılır ve bunu siz anlamıyor sansanız da gayet iyi anlar. O nedenle çocuğunuza odaklı olacağınız belli saatler planlayıp onunla oynamalısınız.

Süreci tüm bu bilgilerle iyi yönetmek sizin elinizde. Ben tüm bu bilgilere sahip olunca daha farklı gözle bakacağınıza ve sabır malzemeli yemeğinizin taşmadan pişeceğine inanıyorum .. Ne dersiniz ? 🙂

Çocuğunuzun gelişimi için doğru kitap seçimi için bu linkten yazıma ulaşabilirsiniz.

Ayrıca kaliteli zaman için oyuncak seçimi yazıma da bu linkten ilerleyebilirsiniz.

 

 

Yazar Hakkında
Toplam 32 yazı
Annelik Masalı
Annelik Masalı
Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara